|
Uşak İli
TARİHİ
Uşak ve çevresinin MÖ 4000 yılından itibaren yerleşime açıldığı
anlaşılmaktadır. Özellikle bronz çağında yerleşimin daha
yaygınlaştığı görülmektedir.
MÖ.2000 de Anadolu'da ilk siyasi birliği kuran Hititlerin 1000 de
ise Frizlerin batı sınırını oluşturan Uşak ve çevresi bu
kültürlerden ziyade İon Kültürünün etkisi altında kalmıştır.
MÖ. 7. Yüzyılda Kral Gyges'in Lidya İmparatorluğunu ele geçirmesi
ile topraklarının büyük kısmı Lidya'da kalan Uşak. MÖ. 620'de
tamamen Lidya'nın egemenliğine girmiştir. Dünyada ilk kez parayı
basan ve kullanan, döneminin en zengin krallığı olan Lidya'nın
hakimiyeti MÖ. 546 yılına kadar devam etmektedir. Bu süre içerisinde
Efes'ten başlayan kral yolu yapılmış ve yol Gediz (Hermos) nehrini
takip ederek Uşak ili sınırları içerisinde Güre köyü, Uşak-Keromon-Agora
kentlerine uğrayarak devam etmiştir.

Burmalı Camiinin karşısı
MÖ. 546'da Lidya'nın son kralı Kroisos ile Pers Kralı Kyros arasındaki savaşta
Lidya'nın tarihten silinmesi sonucu bölge İran'dan gelen Perslerin hakimiyetine
girmiştir. Pers egemenliği MÖ. 334 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihte
Makedonya’ lı Büyük İskender' in Anadolu seferi sonucu bölge tüm Anadolu gibi
Büyük İskender’ in hakimiyetine girmiş, İskender' in ölümünden sonra ise bölge,
Büyük İskender' in generallerinden Antigon' un payına verilmiştir. Daha sonra
bir süre Bergama krallığına bağlanan Uşak ve çevresi MÖ. 189 yılında Roma
Konsülü Montius' un himayesine, başka bir ifadeyle Roma hakimiyetine geçmiş,
Kavimler Göçünden sonra Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılması neticesinde Doğu
Roma sınırları içinde kalan Uşak, MS. 12, Yüzyıla kadar Bizans hakimiyetinde
kalmıştır. 1071'den sonra yöre, zaman zaman Selçuklular ile Bizanslılar
arasında el değiştirmiş, 1176 yılında Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile
Bizans İmparatoru Manüel Komnenos arasında yapılan Miryakefalon (Kumdanlı)
Savaşı sonucunda Selçuklulara geçmiştir.
Sultan II.Kılıçarslan yeni bir fetih hareketine girişerek 1182'de Uluborlu, daha
sonra Kütahya civarını fethetti. Uşak yöresinin de bu sefer sırasında Selçuklu
hakimiyetine geçtiği muhakkaktır. Çünkü; Selçuklu sınırları Denizli'ye kadar
yaklaşmıştı. Bu arada Sultan ll. Kılıçarslan 1185 tarihinde ülkeyi 11 oğlu
arasında paylaştırdı. Bu taksimat sonunda Kütahya-Usak-Uluborlu bölgesi
Gıyaseddin Keyhüsrev' e verildi. Bu taksimattan sonra kardeşler arasında
hakimiyet mücadelesi haşladı. l. Gıyaseddin Keyhüsrev 1192 tarihinde devletin
başına geçmeyi başardıysa da diğer kardeşlerini bertaraf edemedi ve 1196 da II.
Süleyman Şah tarafından sürgüne gönderildi. Kardeşler arasındaki bu taht
mücadelesinden yararlanan Bizans Kütahya-Uşak civarını geri aldı. Bizans
Hakimiyeti 1233 tarihine kadar sürdü. B u tarihten itibaren Uşak civarı artık
tamamen Türk hakimiyetine geçti.


Sülümenli (Blaundos) Antik Kenti
Uşak, Anadolu Selçukluları döneminde bu devletin bir anlamda sınır şehri
olmuştu. Sultan Alaaddin Kevkubad zamanında, Kütahya ve Uşak civarının kesin
olarak Türk hâkimiyetine girmesini takip eden yıllarda, bölgeye kesif bir
Türkmen yerleşmesi olmuştur. Bundan sonra Uşak ve çevresini Germiyanoğulları
Beyliği' nin hakimiyetinde görüyoruz, XIII. Yüzyılın ilk yarısında Anadolu
Selçuklu Devleti'nin hizmetinde olarak Malatya taraflarında meskun bulunan
Germiyan Asireti'nin, muhtemelen 1241'de Baba İshak isyanının bastırılmasından
sonra II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında veya bir müddet sonra Kütahya-Uşak
bölgesine yerleştirildikleri anlaşılmaktadır. Çünkü Cimri (Alaaddin Siyavuş)
hadisesinde Germiyanlıların faal bir rol oynamaları bu aşiretin Cimri
hâdisesinin ortaya çıkısından (1277) önce Kütahya- Uşak yöresine yerleştiklerini
göstermektedir. Bu hâdise sırasında Sahip Ata Oğulları emrinde görülen
Germiyanlılar, bundan sonra artık Batı Anadolu'da en kuvvetli beylik haline
gelmiştir.
Beylikler döneminde Germiyanoğulları’ na tabi olan Uşak ve çevresi, 1391 de
Yıldırım Bayezid' in Germiyanoğulları hakimiyetine son vermesi ile Osmanlılara
dahil olmuş, Fetret Devrinde beylikler tekrar canlanmış, 1429 yılında
Germiyanoğulları’ nın son hükümdarı II. Yakup Bey' in vasiyeti ile Osmanlı
Devletine kalmıştır. Uşak, Osmanlı hakimiyetine girdikten bir süre sonra yapılan
idari taksimata göre Anadolu Eyaletine bağlı Kütahya Sancağının bir kazasıdır.
Her ne kadar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivindeki 16.yüzyıla ait 48
numaralı Kütahya Sancağı Tapu Tahrir Defterinde Uşak nahiye olarak geçmekte ise
de Mustafa Çetin Varlık'ın "16.Yüzyılda Kütahya Sancağı" (1980) isimli
kitabında, 1513 tarihinde Uşak Kütahya Sancağının kazaları arasında
gösterilmektedir. Uşak bu statüsünü 1530 tarihinde de muhafaza etmektedir.
16.yüzyılda detaylı şekilde bilgi bulabildiğimiz Uşak kazası hakkında daha
sonraki yıllarda belgelere dayalı fazla bir bilgiye rastlanmamaktadır.
17.yüzyıla ait bilgiler çoğunlukla seyahatnamelerde mevcuttur. Bu yüzyılda
yaşayan Katip Çelebi’nin (1605-1658) "Cıhannüma" adlı eserinde ; "Uşak,
Kütahya’dan doğuya bir merhale Murat Dağı yakınında, bir dere içinde kaleli bir
kasaba, 150 adet köyü bulunan mamur bir kazadır. Kasabası geniş bir ovanın
doğusuna düşüp köyleri o ovada bulunmaktadır. Seccade ve halısı meşhurdur." diye
bahsedilmektedir.
Uşak hakkında aynı yüzyılda yazılmış bir diğer kaynak da Evliya Çelebi'nin
"Seyahatname" adlı eseridir. Bu eser Katip Çelebi'nin Cihannüma’sından daha
sonraki yıllarda yazılmıştır. Verilen bilgiler kesin olmamakla birlikle Katip
Çelebi'nin anlattıklarını teyit eder niteliktedir.
Seyahatname’ye göre Uşak; Kütahya Sancağı dahilinde bulunan bir kaza olup,
Gevher Sultan 'Has'sıdır. Şehir, doğuda Banaz, kıble tarafında Honaz, güneyde
Komar, batıda Kule, kuzeyde Gediz olmak üzere beş kapısı olan bir kale ile
çevrilidir. Eserde kalenin özellikleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır.
Buna göre; kalenin müstahkem olmadığı, beş arşın yükseklikte , şeklinin kare
olduğu, Buğday Pazarı kapısında hendek bulunduğu ve 1598 tarihinde Uşak halkının
Celali İsyanlarından dolayı bu kaleyi tuğla ve taşlarla tamir ettikleri
anlatılmakladır.
Uşak. Osmanlı yönetimi altında l7 ve 18. yüzyıllarda münferit olaylar hariç uzun
süre barış içinde yaşamıştır. 19. yüzyılda siyasa! açıdan sakin bir dönem
geçiren Uşak canlı bir ticaret şehri haline gelmiştir. Özellikle halı ve
kilimleri İzmir yoluyla İngiltere ve Fransa'ya kadar ulaşmıştır. Alaşehir-Afyon
Demiryolunun 1869 yılında tamamlanmasıyla İzmir Metropolü ile Uşak arasında
ulaşım kolaylaşmış ve ticari hayat daha da canlanmıştır. 19.yüzyılın ikinci
yarısındaki Uşak hakkında "La Turquie d'Asie" adlı eserinde bilgi veren Vital
Cuinet, evlerin büyük çoğunluğunun pişmemiş tuğladan yapıldığını, 1890 da ise
hem daha sağlam hem de daha zarif olan ahşap evlerin tercih edildiğini
belirtmekledir.
İzmir'in işgalinden sonra Batı Anadolu’da Gediz ve Menderes vadilerinde
ilerlemeyi planlayan Yunan kuvvetleri; 25 Mayısta Manisa'yı, 29 Mayısta ise
Turgutlu'yu işgal etti. Bu işgaller karşısında Alaşehir'de Kuvayı Milliye
teşkilatı kuruldu. Akabinde Uşak'ta da kıpırdanmalar başladı. İzmir'in işgali
sırasında 17. Kolordudan ayrılarak Uşak'a gelen Selanikli Kaymakam Fuat Bey,
Yüzbaşı Hakkı Bey, ve Sökeli Hilmi Bey burada gizli bir cemiyet kurdular.
Ödemiş'in 1 Haziranda istilaya uğraması üzerine Uşak'a gelen Alaşehir Mevkii
Kumandanı Süleyman Sururi Bey'in Teşkilatı Mahsusa ile bir irtibatı vardı.
Sururi Bey'in etkisiyle bu cemiyetin adı "Müdafaa-i Hukuk Heyeti Milliyesi"
şeklinde değiştirilerek Karakol Cemiyeti ile bağlantısı sağlandı. Kuvayı
Milliyeye karşı olan kaymakam ve belediye reisinin bütün baskılarına rağmen
Uşak'ta milli hareket sindirilemedi.
Gizli cemiyetin çalışmaları neticesinde Salihli Cephesinden ayrılan bir bölük
Eşme'den takviye alarak 17 Temmuz 1919 günü Uşak'a girdi ve şehre hakim oldu.
Ardından Gediz ve Simav'da Kuvayı Milliye teşkilatı kuruldu.Kuvayı
Milliyecilerin Uşak'ta hakimiyeti ele geçirmesi, İstanbul ve İşgal kuvvetlerine
"Kuvayı Milliyeciler hrıstiyan nüfusa saldırdı" şeklinde aksetti. Düşman
kuvvetleri İstanbul Hükümetine baskı yaparak Uşak'ta asayişin sağlanmasını
istedi. Hükümet, Afyonda bulunan l 500 kişilik 23. Fırkayı Uşak'a göndermek
istedi. General Milne. fırkanın Kuvayı Mılliye'ye katılabileceğin i düşünerek
bunu kabul etmedi.
Eski bir ittihatçı olan İbrahim Tahlakılıc (Dalkılıç) gizli bir cemiyet olan
"Müdafaa-ı Hukuk Heyet-î Mılliyesi" cemiyetinin içinde yer almadı. Hatta bu
cemiyetin zarar vermesinden endişe duyarak 30 Temmuz 1919 da "Redd-i İlhak"
cemiyetini kurdu. İbrahim Bey'in başkanı olduğu bu cemiyet milli kuvvetlerin
halka zarar vermelerini önlediği gibi Uşak’ta Kuvayı Milliye hareketini
yaygınlaştırdı.
İzmir'in işgalinin ardından Uşak'ta bu gelişmeler yaşanırken, bütün Batı
Anadolu’yu kapsayacak bir üst kongre niteliğinde "Alaşehir Kongresi" 15-16
Ağustos tarihinde toplandı. Kongreye; Balıkesir, Manisa-Alaşehir, Sındırgı,
Buldan, Gördes, Uşak, Ödemiş, Bozdağ, İnegöl, Denizli-Nazilli, Akhisar ve
Ayvalık'tan temsilciler katıldı. Kongrede Hacım Muhittin Çarıklı başkan, Uşak
temsilcisi İbrahim Bey ise Başkan yardımcısı seçildiler. II. ve III. Balıkesir
kongrelerinin ardından Ekim Ayı içerisinde Uşak'ta bir kongre toplandığına dair
bilgiler bulunmakla birlikte oldukça sınırlıdır. Alaşehir Kongresinde kurulması
kararlaştırılan "Alaşehir Heyet-i Merkeziyesi" 14 Eylül 1919’ da ilk
toplantısını yaptı. Daha sonra, Heyet-i Merkeziye Talimatnamesi’ nin 8. Maddesi
olan "Heyet-i Merkeziye, karargahını kendisi için muafık göreceği mahalle nakil
edebilir" hükmüne istinaden merkezini Uşak'a nakletti. Heyet-i Merkeziye Uşak'ta
ilk toplantısını İbrahim Bey'in başkanlığında gerçekleştirdi. Sivas Kongresinde
bütün cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında
toplanması karan alınmasına rağmen, Uşak'ta Heyet- i Merkeziye "Hareket- i
Milliye Redd-i İlhak Cemiyeti Heyeti-i Merkeziyesi" adını korudu. Bu isimden
daha önce Uşak'ta kurulan Redd-i İlhak Cemiyeti ile Heyet-i Merkeziyenin
bütünleştiği anlaşılmaktadır. Uşak Heyet-i Merkeziyesinin görevi sadece cepheye
asker göndermek değildi. Cephe gerisinde de ihtiyaçları gidermek için büyük
gayretler sarf ediyordu.
Sivas Kongresinin toplanmasından sonra Yunan kuvvetlerinin harekete geçmesiyle
İzmit, Eskişehir ve Konya livaları en hassas bölgeler haline geldi. İstanbul
Hükümeti bu bölgelerde Kuvayı Milliye teşkilatının kurulmasını önlemeye calıştı.
Heyet-i Temsiliye ise İstanbul Hükümetini istifaya zorlayarak bu bölgelerde
gücünü arttırmak istiyordu. Bu karmaşa içinde Garbi Anadolu Umum Kuvayı Milliye
Kumandanlığına Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Eskişehir Mıntıka Kumandanlığına Atıf
Bey, 23. Fırka Kumandanlığına Ömer Lütfi Bey getirildiler. Harbiye Nazırı
Mersinli Cemal Paşa, Batı Cephesinde yaptığı yeni düzenleme ile 23. Fırkayı
Konya'da bulunan 12. Kolorduya bağladı. Heyet-i Temsiliye yaptığı çalışmalar
neticesinde 23. Fırkayı kendi denetimi altına aldı.
23. Fırkanın 68. Alayı bir taburu eksik olarak Uşak'a yerleşti. 8 Ocak 1920
tarihinde 23 Fırkanın kumandanlığına Aşir Bey tayin edildi. Fırkanın içinde
milis tümeni de vardı. İbrahim Bey'in isteğiyle kurulmuş olan Uşak Hücum Taburu
Ocak 1920 tarihinde milis tümeninin içinde yer aldı.
Yunanlılar silah zoruyla Sevr Antlaşmasını Osmanlı Devletine kabul ettirebilmek
için 22 Haziran 1920 tarihinde taarruza başladılar. Yunan kuvvetlerinin bir kolu
Bursa tarafına, bir kolu da İzmir'in doğusuna doğru harekete geçti. 29 Ağustosta
Uşak'ı işgal etti. Yunanlılar Uşak'a girdikleri zaman eşraftan ve köylülerden
pek çoğunun evlerini yağmaladılar. Ayrıca işgal sırasında Yunan askerleri pek
çok kişiyi öldürdü. Bu katliamda ne suç tespiti yapıldı ne de mahkeme kararı
alındı. Yunanlılar işgalden sonra şehre yerleşmek için bazı evlere el koydular.
Uşak'ta yerli halkı sindirmek gayesiyle nüfuzlu kişileri, Atina ve Yunan
adalarındaki esir kamplarına sürdüler. Sürgüne gönderilen 300 kadar vatandaşımız
10-12 ay sürgünde kaldılar. Bunlar Kuvayı Milliyeye katıldıklarından dolayı
sudan bahanelerle suçlandılar. 29 Ağustos 1920 de işgal edilen Uşak, iki yıl iki
gün süren Yunan işgalinden 1 Eylül 1922 günü kurtuldu.
Milli mücadele yıllarında Uşak, maddi ve manevi bakımdan zarara uğramasına
rağmen, Cumhuriyet Türkiyesi’nde ilk girişimlerle sanayi hamlesini başlatmıştır.
Osmanlı devrinde Hüdavendigar Vilayetinin Kütahya Sancağına bağlı bir kaza olan
Uşak, 20 Nisan 1924 tarihli 491 Sayılı Teşkilat-i Esasiye Kanunu ile yapılan
idari düzenlemede yine Kütahya Vilayetinin bir kazası olarak kaldı. Türkiye
Cumhuriyetinin yeni idari yapısı içinde Banaz, Sivaslı, Karahallı ve Ulubey
Nahiyeleri, Uşak Kazasına bağlandı. 9 Temmuz l 953 tarih ve 6129 Sayılı kanunla
vilayet haline getirilen Uşak'a . Manisa ilinden Eşme ilçesi bağlandı. Nahiyeler
ilçe statüsüne getirildi

Belediye Binası
UŞAK HAKKINDA
Uşak ili, Ege Bölgesinin İçbatı Anadolu bölümünde, Ege Bölgesi ile
İç Anadolu bölgesinin birbirlerinden ayrıldığı İçbatı Anadolu
eşiğinin bat kenarında, 38 derece 13 dakika ve 38 derece 56 dakika
enlemleri ile 28 derece 48 dakika ve 29 derece 57 dakika boylamları
arasında yer alır. Kuzeyde Kütahya, doğuda Afyon, güneyde Denizli ve
batıda Manisa illeri bulunmaktadır. 5 341 km 2 alana sahip olan Uşak
yüzölçümü itibariyle iller sıralamasında plaka numarası gibi 64.
sıradadır. Ülke yüzölçümünün % 0.7 lik kısmını oluşturmaktadır.
Murat dağı, Bulkaz dağı ve Ahır dağı ilin kuzey, kuzeydoğu ve
doğudaki doğal sınırlarını oluştururlar. İl topraklarının batısı,
Gediz vadisi ile Ege Bölgesine açılır. İl toprakları bir çok vadiyle
yarılmış dalgalı yaylalar görünümündedir. Bu yaylalar kuzeydoğudan
güneybatıya doğru alçalarak bazı kesimlerde hafif dalgalı bir
görünüş alırlar.
Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş özelliği gösteren
bir iklime sahiptir. Sıcaklık ve yağış, Ege bölgesine göre düşük, İç
Anadolu bölgesine göre daha yüksektir. Kışlar Ege’ye göre daha sert
geçmektedir. Yağışlarda ilkbahara doğru bir kayma dikkati
çekmektedir.
Uşak Meteoroloji istasyonunun uzun yıllar ortalamalarına göre,
yıllık sıcaklık ortalaması değeri 12,3 derecedir. En soğuk ay 2.0
derece ile Ocak, en sıcak ay da 23.3 derece ile Ağustos ayıdır.
Sıcaklık Ağustostan Ocak ayına kadar düzenli olarak azalmaktadır.
Ocak’tan Temmuz’a kadar düzenli olarak artan sıcaklık, Temmuz ve
Ağustos aylarında çok küçük bir değişiklik göstermektedir.
Sıcaklığın mevsimlere göre dağılışı incelendiğinde yaz mevsimi 22.1
derece ile en sıcak mevsimidir. Yaz mevsimini 13.2 derece ile
sonbahar ve 10.7 derece ile ilkbahar mevsimleri izlerler. Kış ise
3.0 derece ile en soğuk mevsimdir. 2002 yılı en yüksek sıcaklığı
37,6 derece ile Ağustos ayında, en düşük sıcaklığı -10,7 derece ile
Ocak ayında tespit edilmiştir. Yıl içinde buzlanmanın olduğu gün
sayısı 39 olmuştur.
Uşak Meteoroloji istasyonu verilerine göre yıllık yağış tutarı
toplamı 534,4 mm. yi bulmaktadır. En yağışlı ay 84.7 mm. İle Aralık
ayıdır. Bu ayı Ocak 77.4 mm. İle Şubat 67.2 mm. İle takip ederler.
En kurak ay ise 9.0 mm. İle Ağustostur. Ağustostan sonra Temmuz 14.9
mm. İle diğer kurak aydır.
Uşak’ta rüzgar en fazla batı yönünden esmektedir. İkinci hakim yön
kuzey ve doğudur. Genel olarak rüzgar doğu batı yönleri ile kuzey
sektörlerinden esmektedir. Güney sektörlü rüzgarlar ise fazla etkili
değildir. Batı sektörlü rüzgârların esme sayılarında Aralıktan
Mayısa kadar bir artış olup, Mayıstan Aralık’a kadar azalma
olmaktadır.
İl arazisi genel olarak dalgalı plato görünümündedir. Kuzey ve doğu
kesimleri dağlık, güney ve batı kesimleri ise ovalar ve dalgalı
arazilerden oluşmaktadır. İl topraklarının % 57,5 i platolardan, %
37 si dağlardan ve % 5.5 i de ovalardan meydana gelmektedir.
Zengin bir bitki örtüsü, sıcak-soğuk su kaynakları ve doğal
güzelliğe sahip olan Murat Dağının zirvesini 2309 metre yükseklikte
bulunan Kartaltepe oluşturmaktadır. Zirve noktası Kütahya ili
sınırları içinde bulunan Murat dağı’nın Uşak sınırları içersinde
kalan tepelik alanlarının ortalama yükseltisi 1500 m. civarındadır.
Bulkaz Dağı, Sivaslı ilçesinin doğu ve güneydoğusunda bulunmaktadır.
Zirve noktası 1930 m. de bulunan dağın yapısında kireçtaşları hakim
durumdadır. Kabaca kuzey-güney istikametinde uzanan Bulkaz Dağı,
aynı zamanda Uşak-Afyon illerinin doğal sınırını oluşturmaktadır.
Zengin su kaynaklarına sahip olan dağ, bitki örtüsü bakımından fazla
zengin değildir.
Elma Dağı, merkez ilçenin kuzeyinde bulunmaktadır. En yüksek noktası
1805 m. olan dağın üzerinde geniş yaylalar ve otlaklar yer
almaktadır.
İlin diğer önemli yükselti noktalarını Ahır dağı (1915 m.), tahtalı
tepe (1644 m.) ve Kocatepe (1298 m.) oluşturmaktadır.
En önemli ovalar, Uşak ve Banaz ovalarıdır. İl yüzölçümünün % 5.5
lik küçük bir bölümünü kaplayan bu ovalar genellikle alüvyonlarla
kaplıdır.
Uşak ovası 5500 hektar büyüklüğünde, Uşak şehrinin kenarında
bulunmaktadır. 890 m. yüksekliğe sahip olan bu ova, doğu-batı
uzanımlıdır. Kalın bir alüvyon tabakasıyla örtülü bulunan Uşak
ovası, oldukça verimli topraklardan oluşmaktadır. Ova üzerinde de az
yüksek, koyu renkli volkanik tepeler sıralanmıştır. Banaz ovası 6500
hektar dır ve Büyük Menderes nehrinin önemli kollarından birisi olan
Banaz çayının kenarında oluşmuştur. Kuzeydoğu-güneybatı uzanımlı
olan bu ova da oldukça verimli bir özelliğe sahiptir.
EKONOMİSİ
Uşak İlinin genel ekonomik yapısı tarım ve sanayiye dayanmaktadır.
İlçeler dahil tarımsal amaçlı kullanılabilen alan 242.114 hektardır.
Sulanabilir arazinin az miktarda (13.477 hektar) olması sebebiyle il
tarımında büyük bir gelişme gözlenmemiştir. Bu nedenle halkın
müteşebbis gücünün de tesiri ile zaman içersinde sanayiye yönelme
olmuştur. Bunun en bariz örneği ülkemizde ilk şeker fabrikasının
Nuri Şeker öncülüğünde mahalli müteşebbisler eliyle Uşakta 26 Kasım
1926 tarihinde kurulmuş olmasıdır.
İl ekonomisinde tekstil ,dericilik ve seramik sektörleri lokomotif
rolündedir. İl ekonomisinin büyük potansiyelini, bu üç ana sektör
oluşturmaktadır. Bunlar dericilik (zig deri, deri konfeksiyon) ve
tekstil (pelüş battaniye, pamuklu dokuma, iplik imalatı vs.),seramik
sektörleridir. Dericilik sektöründe daha önceki yıllar 500 civarında
tabak esnafı ve sanayici 225 işyerinde faaliyet göstermekte iken son
yıllardaki ekonomik krizden önemli derecede etkilenen bu sektörde
halen 100 civarında esnaf faaliyet göstermektedir. Özellikle
küçükbaş hayvan derisi üzerinde çalışan ve yılda 35 milyon adet
civarında ham deriyi işleyip elbiselik zig deri haline getiren
Uşaklı dericiler son dönemdeki kriz nedeniyle bu kapasitelerini 5
milyon civarında gerçekleştirebilmişlerdir.
Fabrika ve atölyelerde işlenerek elbiselik zig deri haline getirilen
derilerin büyük bir kısmı İstanbul ve İzmirdeki konfeksiyon
sektöründe işlenerek mont, kaban, pardösü, etek, yelek vs. şeklinde
mamul hale getirilmekte olup bu mamullerinde büyük bölümü ihraç
edilmektedir.
Son yıllarda İlimizde de deri konfeksiyonculuğu iyi bir gelişme
kaydetmiştir. Halen ilde 35 civarında deri konfeksiyon atölyesi
faaliyet göstermekte olup günlük ortalama 200 deri giysi imal
edilmektedir. Ayrıca, derinin işlenmesi sırasında yan ürün olarak
elde edilen etleme artıkları sabun sanayinde, tıraş artıkları da
ayakkabı (astar imalatı sanayide) kullanılmaktadır. Uşak sanayisinin
ikinci ana sektörü tekstildir. Bu sektörde şu ana imalat gurupları
yer almaktadır. 1-Pamuklu dokuma (tülbent, mermerşahi, kaput bezi
patiska,astarlık vs.)
2-Apre,boya,baskı
3-Pamukİpliği
4-Halı,Kilim,battaniyeipi
5-Pelüşbattaniye
6-Makine kilimi ve halısı

Kilim Örnegi
Mevcut potansiyeli arttırmak için son yıllarda kurulu tesisler ilave
makine parkı ile genişletilirken yeni ve modern tesisler de
kurulmaktadır. Gerek yeni kurulan tesisler gerekse mevcut ek olarak
geliştirilen tesislerin büyük çoğunluğu teşvik
belgelidir.Sanayimizin üçüncü ana sektörü seramiktir .Yıllık
kapasiteleri 28 milyon m2/yıl olan üç tesis faaliyet göstermekte
olup istihdama önemli katkılarda bulunmaktadırlar. Görüldüğü gibi il
sanayisi merkez ilçede yoğunlaşmış durumdadır. İ1 ekonomisi sanayiye
paralel olarak ticari yönden de yoğun bir trafiğe sahne olmaktadır.
Sanayi sektöründe üretilen mamullerin (zig deri, deri konfeksiyon,
pelüş battaniye,kilim, halı,tekstil ürünleri vb) pazarlama
faaliyetleri gereğince yurdumuzun her yerinden gelen tacirler İldeki
ticari hayata canlılık kazandırmaktadır. İlimiz Karahallı İlçesinde
pamuklu dokumacılık( tülbent,mermerşahi,kaput bezi, patiska,
astarlık vs.) mevcuttur. Bu ilçedeki dokumacılar genellikle küçük
aile işletmeleri şeklinde faaliyet göstermektedir. Banaz ilçesinin
ekonomisi daha çok tarıma yönelik olup, meyvecilik hayli
gelişmiştir. Ayrıca ilçede un fabrikası, fayans(seramik) fabrikası,
mısır nişastası fabrikası ve ahşap emprenye fabrikası gibi sanayi
tesisleri mevcuttur. Bunların il ekonomisine katkıl
Sivil Mimari Örnekleri
Bedesten : Evliya çelebi 300 sene evvel, 300 sene evvel ki uşak’ın
hanlarını, hamamlarını yazdıktan sonra uşak bir kusur gibi,
noksanlık gibi(amma bezanı yoktur.) der. Bu söz Uşak’lılara dokunmuş
olmalı ki, her fırsatta Hacı Gedikoğlu, Hacı Mustafa Efendi Uşak’ın
bu eksiğini gidermiş, çok güzel bir bedesten yapmaya geçmiştir.
Uapılmasına paşa hanından üç sene sonra (1901) yılında başlanan bu
yapı paşa hanı’na nazire olacak şekilde mimari bir güzelliktedir.
İki katlı,simetrik planlıdır.Eni 16m.boyu 44m, alt ve ast kat
yükseklikleri 5.5m. olan yapının alt katında her iki giriş kapısı
arasında uzun bir koridor bulunmaktadır. Bu koridorun sağ ve solunda
sıralanmış 21 adet dükkan bulunmaktadır.
Altlı üstlü 30 kadar odası vardır. Hep demir malzeme ve kireç
harçlıdır. Paşa hanı’nın bir Fransız, bedestenin de İtalyan bir
mimar tarafından yapıldığı söylenir.
Bedestenin dış cephesindeki süsleme taşları binanın ihtişamını
okşar. Bedestende paşahanı gibi şehre süs ve güzellik veren yapıt
değerinde bir eserdir.
Yapının çatısının yarısı camdır. Bu nedenle üstün ışıklandırma
özelliği vardır. Onarımdan sonra önce manifaturacılar ve terziler
çarşısı olan bu yapı günümüzde sarraflar ve kuyumcular çarşısı
olmuştur.
Tarihi Uşak Evleri :Uşak’taki tarihi
evler çoğunlukla iki katlı olarak inşa edilmiştir. Tek ya da üç
katlı olanlarda vardır. Zemin katlar tasarruflu bir düşünceyle
günlük ve kışlık ihtiyaca göre düzenlenmiştir. Birinci katlar esas
ikamet bölümü olduğu için daha fazla önem kazanmış, evin ası planı
da burada teşekkül etmiştir. Üç katlı evlerde ise, genellikle yazlık
olarak düşünülmüştür.

Ulu Camii

Dülgeroglu oteli
Türk evleri için karakteristik diyebileceğimiz kat aralarındaki
kışlık odalar bazı Uşak Evlerinde de bulunmaktadır. Bunlar
çoğunlukla kapısı merdiven sahanlığına açılan, ocaklı bir odadan
ibaret mekanlar halindedir.
Kullanılan inşa malzemesinin sağladığı imkanla, katlar arasında plan
serbestliğine az da olsa rastlanır. Ancak, çıkmaların dışında buna
pek gefrek görülmediği; sağlamlık açısından mümkün olduğu kadar alt
kattan yükselen beden duvarlarına uyulmak istendiği gözlenir.
Uşak evlerinin planlanmasında haremlik-selamlık ayrımına
rastlanmamıştır. Ancak, söz konusu anlayış , erkeklerle kadınların
ayrı oturmaları şeklinde uygulanmıştır.
Tarihi uşak evlerinin en belirleyici özelliği ve merkezi
sofa’lardır. Uşak’taki tarihi evlerin hemen hemen hepsinde küçük bir
avlu ve bahçesi vardır. Evlerin avlu ve bahçeleri birbirinden
farklılık gösterirler. Ancak, çoğunun ortak özelliğ, içlerinde
fırın, ocak ve ekmek evi gibi elemanlarının bulunması, ön
avlularında kayrak taşlarıyla döşeli taşlık denilen bir kısmının yer
almasıdır.
İlimizde bu evlere Aybey, Işık ve Karaağaç Mahallerinde rastlamak
mümkündür.
MÜZELER
1-Arkeoloji Müzesi : İlimizde müzecilik
çalışması 1970 yılına kadar Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülmüştür.
İlk önce Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak düzenlenen bina 1 Eylül
1978 yılında Atatürk ve Etnografya Müzesinin açılmasından sonra
Arkeoloji ve idari merkez binası olarak kullanılmıştır. 1970 yılında
açılan müzede; kalkolitik dönemden başlayarak Bizans döneminin
sonuna kadar uzanan bir zaman dilimine ait idol, pişmiş toprak
eserler, taş eserler, cam eserler, altın ve gümüşten yapılmış
çeşitli ziynet eşyaları, bronz eserler, altın, gümüş,bronz sikkeler,
heykeller, lahitler ve mezar taşları kronolojik olarak teşhir
edilmektedir. 1996 yılında Karun Hazinelerinin gelmesiyle yeniden
düzenlenmiş olup “Karun Hazineleri “ de bu müzede sergilenmektedir.
Müzenin en önemli koleksiyonu; Karun Hazineleri olarak bilinen Lidya
eserleridir. 1965-1968 yıllarında kaçak kazılarla ortaya çıkarılarak
Amerika’ya kaçırılan bu eserler 1993 yılında geri getirilerek, 1996
yılından itibaren müzemizde teşhire sunulmuştur. Büyük bir kısmı
altın ve gümüş takılar,içki ve koku kapları, bronz kalıplar,süs
eşyaları, tütsü kaplarından oluşan M.Ö. 6. yüzyıla ait Karun
hazineleri 363 parçadan oluşmaktadır.
2005 Yılı İstatistiklerine göre Müzedeki eser sayısı;
Arkeolojik Eser + Sikke Sayısı = 35573
Etnoğrafik Eser Sayısı = 1447
Son 10 (On) Yılın Ziyaretçi Sayısı ;
2005 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 14 856 kişi.
2004 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 11925 kişi.
2003 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 14674 kişi.
2002 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 15341 kişi.
2001 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 9377 kişi.
2000 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 12397 kişi.
1999 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 14206 kişi.
1998 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 10261 kişi.
1997 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 14832 kişi.
1996 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 10783 kişi.
1995 Yılı Ziyaretçi Sayısı : Tadilat nedeni ile Müze ziyarete
kapalı.


Karun hazinelerinden Güzel
parçalar
2-Atatürk ve Etnografya Müzesi : Uşak, Merkez
Bozkurt Mah. Hisarkapı Uluyolu No:77’de bulunan Atatürk ve Etnografya Müzesi
1890’lı yıllarda konut olarak yapılmış bir binadır.
Kurtuluş Savaşının son dönemlerinde karargah binası olarak kullanılan,
Atatürk’ün 2 Eylül 1922’de esir alınan Yunan Orduları Başkomutanı General
Trikopis’in teslim olduğu bina, 1 Eylül 1978’de kamulaştırılarak Atatürk ve
Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.
19.yy sonlarında geleneksel Türk mimarisi tipinde inşa edilen iki katlı
yapının giriş katında; Uşak halkının yaşantısını yansıtan giysiler, ünlü
uşak halıları,eşme kilimleri ve kullanım araçlarından oluşan etnografik
nitelikteki silahlar, takılar ve giyim eşyaları, üst katta Anıtkabir
Müzesinden getirilen Atatürk’e ait özel eşyaları ile düzenlenmiş, çalışma
odası, yatak odası, toplantı odası ile konuk ağırlama odası bulunmaktadır.
ANTİK KENTLER :
Banaz İlçesi, Ahat Köyünde bulunan, Akmonia Antik
Kenti : İlimiz, Banaz İlçesi, Ahat Köyü, Asar Mevkii, Kültür ve
Turizm Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu
Başkanlığı’nın 21.1.1983 tarih ve A- 4049 sayılı kararı ile I. Derece
Arkeolojik Sit olarak tescil edilmiştir.
Uşak İli merkezine 38 km. Banaz İlçesine 8km. uzaklıkta, Ahat köyünün güney
tarafında üç tarafı dere ile çevrili ( Kuruçay ) hakim bir tepe üzerinde
Akmonia antik yerleşimi yer almaktadır. Akmonia’nın İ:Ö. 7 yy’da kurulduğu
Roma Devrinde önemli bir yerleşim merkezi haline geldiği bilinmektedir.Ele
geçen sikkelerden buranın bir sikke darphanesine sahip olduğunu
kanıtlamaktadır.En parlak dönemini İ:Ö. 1yy ile İ.S. 3yy’ları arası yaşadığı
ele geçen buluntulardan anlaşılmaktadır. Antik kent büyük tahriplere
uğradığı, birçok mimari parçaların taşındığı sanılmaktadır.Halen sit alanı
içerisinde bazı temel taşları dışında herhangi bir yapı kalıntısına
rastlanılmamaktadır.
Sivaslı İlçesi, Selçikler Kasabasında bulunan, Sebaste
Antik Kenti : İlimiz, Sivaslı İlçesi, Selçikler Kasabasında bulunan
Sebaste antik kenti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler ve
Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 21.1.1983 tarih ve A- 4049 sayılı
kararı ile I. Derece Arkeolojik Sit olarak tescil edilmiştir.
Uşak İline32 km. Sivaslı İlçesine 2 km. uzaklıktaki Selçikler köyündeki
yerleşim alanı üzerindedir. Köyde tepe mahallesinde bir höyük tespit
edilmiştir.Burada önceden yapılmış olan araştırmalarda İ.Ö:4 bin yıllarına
ait buluntulara rastlanmıştır.Köyün güneydoğu kısmında 1966 da Nezih FIRATLI
tarafından yapılan arkeolojik kazılarda iki kilise kalıntısı ortaya
çıkarılmış ayrıca köyün güney tarafına düşen Çingil Çayırının etrafındaki
alan nekropol sahası olarak tespit edilmiş burada üç ayrı tümülüse
rastlanmıştır.Bu tümülüslerin daha önce açılarak tahrip edildiği
bilinmektedir. Sebaste şehri Roma imparatoru Augustus’a Sadık anlamına gelen
şehirlerden biridir.Bizans devrinde piskoposluk merkezi haline gelmiştir.
Ulubey İlçesi, Sülümenli Köyü, Blaundus Antik Kenti :
İlimiz, Ulubey İlçesi, Sülümenli Köyünün kuzey doğusunda yer alan
Blaundus antik kenti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler
ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 21.1.1983 tarih ve A- 4049 sayılı
kararı ile I. Derece Arkeolojik Sit olarak tescil edilmiştir
Uşak İl merkezine 40km.Ulubey İlçesine 10km. uzaklıkta bulunan Sülümenli
köyünün kuzey doğusunda çevreye hakim bir tepe üzerinde üç tarafı, dere
yatağı ile çevrili yarımada görünümünde bir arazi üzerinde kurulmuştur.
İskender’in Anadolu seferinden sonra Makedonyalılar tarafından kurulduğu ve
şehir halkının kendilerine Makedonyalı Blaundus adını verdiğini bazı
kaynaklardan öğrenmekteyiz. İskender den sonra Bergama krallığına daha sonra
da Roma İmparatorluğuna bağlandığını ve bu zamanda önemli bir merkez olduğu
görülmektedir. Şehirde bir darphanenin yanında, tapınak, tiyatro, stadyum,
giriş kapısı, şehir surları ve idari binalar yer almaktadır.
LİDYA ESERLERİ (KARUN HAZİNELERİ):
Antik çağda Anadolu’nun batısında yer alan, güneyi Karia, kuzeyi Mysia,
doğusu Frigya, batısı Ionia ve Aiolia bölgeleriyle çevrili alana Lidya
denmektedir.
Ünlü tarihçi Heredot’a göre üç sülalenin yönettiği Lidya’nın son sülalesi
Mermnad’lar 141 yıl egemen olmuş, Lidya’nın bölgede siyasi ve ekonomik
yönden önemli bir ülke olmasını sağlamışlardır.
Saray entrikalarıyla ikinci sülale Heraklidlerden krallığı ele geçiren
üçüncü sülale Mermnadlar kral Gyges ile başlar. Ardys, Sadyattes, Alyattes
ile devam edip Kroisos yani Karun ile son bulur. M.Ö. 7.yy’ın ilk yarısında
Gyges ile başlayan Lidya imparatorluğu parayı icat ederek insanlık tarihinde
önemli buluşlardan birini gerçekleştirmişlerdir. Bu buluş, İlkçağ dünyasının
ekonomik gelişimini hızlandıran bir olay olmuştur.
Lidya’nın İlkçağ dünyasının en zengin ülkesi olmasının bir nedeni, Tmolos
dağlarından çıkan ve Hermos nehrine karışan başkent Sardes’ten geçen
Paktalos deresinin alüvyonları içindeki altındır. Buradan çıkarılan altın
Lidya’nın kaderini belirlemiştir. Üçüncü sülalenin son kralı Kroisos babası
Alyattes’in ölümünden sonra M.Ö. 560’da tahta geçmiş ve akıl almaz
zenginliği sayesinde “Karun kadar zengin” deyimiyle ününü günümüze kadar
taşımıştır.
M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait,
Uşak’ın 25 km batısında ve İzmir Karayolu üzerinde bulunan Güre Köyü
yakınlarındaki Lidya tümülüslerinden çıkarılarak kaçırılan ve 1993 yılında
geri alınan eserlere KARUN HAZİNELERİ denmektedir.
Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen bu hazine 1965-66-68
yıllarında kaçırılmıştır.
İlk soygun 1965 yılında Toptepe tümülüsünde gerçekleşmiştir. 5 kişilik grup
tünel kazarak mezar odasına ulaşmışlardır. Kapıyı kırarak içeri giren
soyguncular kline üzerinde yatan ve sadece bir tutam saçı kalmış prensesin
tüm mezar hediyelerini toplamışlar ve bu eşsiz hazineyi 65000 TL’ye
satmışlardır.
Toptepe tümülüsünün soyulmasından 1 yıl sonra 6.6.1966 tarihinde ikiztepe
tümülüsü kazılır. Kaçakçılar mezarın tavanını delerek içeri girerler. Oda
içerisinde iki kline ve üzerlerinde birer ceset vardır. Ölülerle birlikte
oda içerisinde 150 parça; altın takı, gümüş kap ve tütsü kabı bulunmaktaydı.
11 kişiden oluşan soyguncular eserleri topladıktan sonra saklamışlardır. Bir
süre sonra olay jandarmaya ihbar edilir. Kaçakçılar yakalanır ama eserlerin
çoğu satılmıştır. İkiztepe hazinesi de Toptepe hazinesi gibi aynı kişi ve
yollarla Amerika’ya kaçırılmıştır. Bu eser ise 160000 TL’ye satılmıştır.
Güre’deki 3. soygun 1968 yılında Aktepe tümülüsünde yapılır. Tesadüfen
bulunan mezar odasında bu kez altın, gümüş gibi hediyeler yoktur. Çünkü
mezar Bizans çağında soyulmuştur. Ama odadaki duvar resimleri, klinenin
boyalı ve kabartmalı ayakları duruyordu. Soyguncular bu kez, bu çok nadir
eserleri yerlerinden söküp 40000 TL’ye satmışlardır. Hazinenin tamamı
Amerika’daki Metropolitan Müzesindeydi. Gerideyse tahrip edilmiş anıtsal
mezarlar ile talan edilmiş Lidya kültürü kalmıştı.
1985 yılına kadar gizlenen eserler o yıl sergiye çıkarılır. Teşhirde 55 eser
vardır, gerisi depolarda saklanır. Müze bu sergiyle ilgili bir katalog
yayınlamış ve Lidya eserlerine Doğu Yunan eseri diyerek buluntu yerini
gizlemeye çalışmışlardır.
Uzun yıllar olayı araştıran gazeteci Özgen ACAR’ın konuyu basında
yayınlaması üzerine Kültür Bakanlığı girişimlerde bulunarak hazineyi
Metropolitan Müzesinden ister. Müzenin olumsuz tavrı üzerine 1987 yılında
müze aleyhine, New York eyalet mahkemesine dava açılır. Kültür Bakanlığınca
açılan dava üzerine bir taraftan belge toplanmaya başlanırken diğer taraftan
da Uşak Müzesi eserlerin çıktığı alanda kazılara başlamıştır.
1987 yılında Aktepe tümülüsünde yapılan çalışmada, kaçak kazıdan geri kalan
parçalar ele geçmiş ve buluntular çok önemli delil olmuştur. 1989 yılında
ise yine Uşak Müzesi Basmacı tümülüsünde kazı yapmış ve tahrip edilmemiş
Lidya dönemi mezar odasını bulmuştur. Ele geçen buluntular, kaçırılan
eserlerin bu bölgeye ait olduğunu kanıtlaması açısından önemlidir.
En önemli belgeler ise kaçak kazıyı yapanların anlattıkları olmuştur.
Olayların bilinmeyen yönleri bu sayede aydınlanmış ve belgelendirilerek
Amerika’daki avukatlara gönderilmiştir. Ayrıca, 1990 yılında eyalet
mahkemesi kararıyla 4 Türk, 2 Amerikalı, 6 kişilik bilir kişi grubu,
Metropolitan Müzesi depolarında tespit çalışmasında bulunarak detaylı raporu
avukatlara vermiştir.
1987 yılında, zaman aşımına 3 gün kala açılan Karun Hazineleri davası 1993
yılına kadar devam etmiştir. Aynı yıl mahkemeyi kaybedeceğini anlayan müze
Türkiye’ye anlaşma teklifleri getirir. Hiçbir teklif kabul edilmez. Sonuçta
müze, Güre’den kaçırılan hazineyi vermeyi kabul eder.Karşılığında ise,
davadan çekilmemiz istenir. Görüşmeler sonunda 1993 yılında anlaşma sağlanır
ve aynı yıl Karun Hazinesi ülkemize geri getirilir.
Önce Ankara’da sergilenen, 1996 yılından itibaren Uşak Müzesinde sergilenen
Kroisos’un bu muhteşem hazinesi, 2500 yıl önce yaşadığı topraklardan kalan
tek hazine olsa gerek.
14 yıl sahip olduğu zenginliğinin 14 gün gibi kısa sürede kaybeden
Kroisos’un hazineleri 2500 yıl sonra yine talan edildi. Bu kez Karun yoktu
ama hazineleri, kaçırıldığı topraklara geri gelmişti
İLİN TURİZM POTANSİYELİNİ OLUŞTURAN DOĞAL KAYNAKLAR
a) Dağlar
Dağlar il alanının kuzey-kuzey-doğu ve iç kesimlerinde kümelenmiştir. İlin %
37’sini kaplayan dağlık alanlar kapladığı alan itibariyle platolardan sonra
ikinci sırada yer almaktadır.
Muratdağı : Uşak ile Kütaha sınırı boyunca
uzanan dağ’ın bir kısmı il sınırları içerisinde kalmaktadır. Yüksekliği 2309
metreyi bulan Muratdağı zengin bir orman örtüsü ile kaplıdır. Doğusunda 1644
metre yükseklikte olan Tahtalı Tepe bulunmaktadır.
Murat dağı’ının Kütahya sınırları içinde kalan kesiminde kaplıcalar,
yaylalar ve zengin su kaynakları bulunmaktadır. Engin bir floraya sahiptir.
Kayak merkezi olabilir.
Bulkaz Dağı : Sivaslı İlçesi’nin doğusunda
bulunan bu dağın yüksekliği 1990 metreyi bulmaktadır. Dağda zengin su
kaynakları bulunmaktadır. Av turizmi için ideal bir yapısı vardır. Çevre
Orman İl Müdürlüğünün bir projesi mevcuttur.
Ahır Dağı : Afyon-Kütahya sınırını oluşturan bu
dağın bir kısmı ilimiz sınırları içerisinde kalmaktadır. Yüksekliği 1915
metreyi bulan bu dağda Kartal ve Sümbüllü tepelerinde zengin ormanlar yer
almaktadır.
Elma Dağı : Yüksekliği 1805 metreyi bulan Elma
dağı merkezin kuzeyinde yer almaktadır. Geniş otlak ve yaylalarla kaplıdır.
b) Yaylalar ve Ovalar
Uşak ilinin en önemli ovaları Büyük Menderes’in kollarından olan Banaz Çayı
etrafında gelişen Banaz Ovası’yla, bunun batısındaki Uşak ovasıdır.
Uşak Ovası : Adını kenarında kurulu bulunan
Uşak şehrinden alan bu ova doğu ve batı istikametine uzanmaktadır.
Bu ovanın tabanı kalın bir alüvyon tabakasıyla örtülüdür. Kuzey ve doğu
kenarı aniden yükselir. Güney yükseltisi 100 m.yi bulan taraça halindeki bir
tepeyle çevrilmiştir. Uzunluğu 12.km.olan bu ovanın alanı 55.000 dekar
kadardır. Bu ovanın uşak ekonomisindeki önemi büyüktür.
Banaz Ovası : Adını üzerinde kurulduğu Banaz
ilçesinden alan bu ova kuzeydoğudan güneybatıya doğru uzanır. Alanı 65.000
dekardır. Düz bir ova olup ortasından Banaz çayı geçmekte ve araziyi verimli
bir hale getirmektedir.
Yaylalar :
Uşak merkez ve Banaz ilçelerinin kuzey hudutları içinde kalan 1200-1800
metre yüksekliğindeki murat dağı eteklerinde, batıda ise, 1050-1150 metre
yüksekliğindeki itecik dağı eteklerinde iyi otlak karakterinde yüksek
yaylalar bulunmaktadır. Banaz ilçesinin doğusunda bulunan Ahır dağı
uzantılarında da yüksek kaliteli otlaklar mevcuttur.
c) Akarsular ve Göller :
Akarsular
İlimizde iki önemli akarsu bulunmaktadır. Bunlar, Büyük Menderes’in kolu
olan Banaz çayı ile Gediz Irmağıdır. Bu akarsular ilin kuzeyindeki dağlık
kesimden doğmaktadır.
Banaz Çayı : Büyük menderes’in yukarı
havzasından doğan bu çay, ilin en önemli akarsuyudur. Bu su, Murat dağından
doğar. Genel olarak kuzey-güney doğrultusunda akarak denizli ilinde Büyük
menderes’e karışır. Banaz çayı’nın Murat dağı’ndaki kaynağından büyük
Menderes’e ulaştığı noktaya dek uzunluğu 165 km.dir.
Kuzeydoğu güneybatı doğrultulu Kasura deresi ile kuzey-güney doğrultulu
Kocadere’nin birleşmesi ile oluşan Demirciler Deresi, Banaz çayı’nın en
önemli koludur.
Gediz Irmağı : Murat ve eğriöz dağlarından
doğan Gediz Irmağı, Uşak’ın bir başka önemli akarsuyudur. Akarsuyun kimi
küçük kaynakları il merkezindedir. Irmağın, kaynağını aldığı Muratdağı’ndan
denize döküldüğü noktaya dek toplam uzunluğu 401 km.dir. Uşakta’ki en önemli
kolu Karabol deresidir.
Doğal Ve Yapay Göller
Uşak il merkezinde büyük barajlar bulunmamakla beraber, daha çok sulama
amaçlı göletler vardır.
Göğem Göleti : Uşak-Ankara yolu üzerindeki,
göğem yol ayrımından 7 km. içeride bulunan bu gölete asfalt bir yolla
ulaşılmaktadır. Göletin çevresi ormanlıktır.
Gölet çevresinde bulunan özel mülkiyetteki arazilerde ikinci konut gelişmesi
gözlemlenmektedir.
Eşme-Takmak Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesi
takmak köyünde bulunan bu gölet 280 ha. Arazinin sulanması amacıyla 21 m.
Yüksekliğinde 3 hm3. depolama hacmindeki Takmak Göleti inşa edilmiştir.
Takmak ve çevre köylerin içme suyu ihtiyacı dipsavak çıkışından su tahsisi
de yapılmaktadır.
Eşme Üçpınar Göleti ve Sulaması : Üçpınar
göleti Eşme ilçesinin kuzeyinde caberdamı mevkiinde çiftlik deresi üzerinde
yer almaktadır. Yüksekliği 27 m. Ve 5,3 hm3. depolama hacminde olan bu gölet
242 ha. alan sulamaktadır.
Merkez Karaağaç Göleti ve Sulaması : Merkez
ilçe karaağaç köyünde 20 m.yüksekliğinde, 1,4 hm3. depolama hacminde 164
ha.alanı sulayacak olan göletin inşaatına 1993 yılında başlanmıştır.
Eşme Karaahmetli Göleti ve Sulaması : Eşme
ilçesi karaahmetli köyünde 15 m.yüksekliğinde 0,16 hm3. depolama hacminde 18
ha.alanı sulayacak gölet inşaatı 1993 yılında tamamlanmıştır.
Merkez-Mesudiye- Altıntaş Göleti ve Sulaması :
Merkez Altıntaş köyünde 39 metre yüksekliğinde, 2,8 hm3. depolama hacmindeki
gölet inşaatı 1997 yılında tamamlanarak 350 ha.alan sulamaya açılmıştır.
Eşme-Güneyköy Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesi
Güneyköy’de talvegten 17,6 m.yüksekliğinde, 0.364 hm3. depolama hacmindeki
gölet inşaatı 1997 yılında tamamlanarak 45 ha. arazi sulamaya açılmıştır.
Eşme Ahmetler Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesi
Ahmetler köyünde talvegten yüksekliği 16.5 ve 0,45 hm3. depolama hacmine
sahip gölet 1999 yılında tamamlanarak 67 ha. arazi sulamaya açılmıştır.
Banaz Yazıtepe Yer altı Suyu Sulaması : Banaz
ilçesi yazıtepe köyünde
80 ha. arazinin sulanması amacıyla 3 adet yer altı kuyusu açılarak 2000
yılında hizmete girmiştir.
Bütün bu göletlerden başka Merkez Sorkun Göleti, içme ve kullanma suyu
amacıyla yapılmıştır.
Ayrıca, bu göletlerden başka uygulama programında olan DSİ tesisleri
bulunmaktadır.
Küçükler Barajı ve Sulaması : Banaz ilçesindeki
murat dağı eteklerinde ve Gediz Nehri havzası sınırları içinde kalan bu
baraj uşak ilinde depolama ve sulama alanı açısından en büyük tesistir.
Küçükler Barajı hem içme hem de sulama suyu sağlanması amacında sahiptir.
Baraj ile Uşak il merkezine yılda ortalama 6,4 hm3.içme suyu sağlanacak ve
Ayrancı ovasında 1604 ha.arazi sulamaya açılacaktır.
Yüksekliği 35,3 m. Yükseklikte olan Küçükler barajı zonlu dolgu tipinde bir
barajdır. Baraj inşaatına 1995 yılında başlanmış olup, derivasyon kondüvisi
ve baraj gövdesi tamamlanmıştır.
Banaz Kozviran Göleti ve Sulaması: Banaz
ilçesinde Banaz çayının kolu üzerinde bulunan bu gölet 38.m.yüksekliktedir.
Kozviran göleti ile 2,25 hm3. su depolanacaktır.
Bu gölet 2000 yılında tamamlanmış ve su tutulmuştur.Halen yüksek basınçlı
borulu tipi olan sulama şebekesi inşaatına devam edilmektedir.
Eşme İsalar Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesinde
Gediz havzası sınırları içersinde bulunan İsalar göleti ile 88 ha. arazinin
sulanması amaçlanmıştır.
Zonlu toprak tipindeki gölet 27,5 m.yüksekliktedir. Bu gölet ile 0,67 hm3.
su depolanacaktır.
Banaz Ahat Göleti ve Sulaması : Banaz ilçesinde
banaz çayı kolu üzerinde bulunan bu gölet ile 88 ha. arazinin sulanması
amaçlanmıştır.
Zonlu toprak tipindeki gölet 35 m. yüksekliktedir. Ahat göleti ile 3.05 hm3.
su depolanacaktır.
PLANLANAN DSİ TESİSLERİ
Eşme Yeşilkavak Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesinde Gediz havzası
içerisinde yer alan bu gölet ile 40 ha. arazinin sulanması amaçlanmıştır.
Yüksekliği 19 m.olup, bu gölet ile 0.51 hm3. su depolanacaktır.
Banaz Kızılcasöğüt Göleti ve Sulaması : Banaz
ilçesinde Banaz çayının kolu olan derendere üzerinde yer alan bu gölet ile
809 ha. arazinin sulanması amaçlanmıştır. 25 m. yüksekleğindedir.
Kızılcasöğüt göleti ile 4.17 hm3.su depolanacaktır. Sulama şebekesi yüksek
basınçlı borulu tiptedir.
Merkez Zep Sulama Göleti ve Sulaması : Merkez
ilçesinde banaz çayının kolu olan Zep deresi üzerinde yer alan bu gölet ile
297 ha. arazinin sulanması amaçlanmıştır. 24.6 m.yüksekliğindedir. bu gölet
ile 2.5 hm3.su depolanacaktır. Sulama şebekesi yüksek basınçlı boru
tiptedir.
Banaz Bahadır Göleti ve Sulaması : Banaz
ilçesinde Banaz çayının kolu olan sıra cevizler deresi üzerinde yer alan bu
gölet ile 285 ha.arazinin sulanması amaçlanmıştır. Bu göletin yüksekliği 25
m.dir. Bahadır göleti ile 1.80 hm3. su depolanacaktır. Sulama şebekesi
yüksek basınçlı boru tiptedir.
d) Doğal Kaynaklar
Kaplıcalar ve Termal Tesisler
Hamamboğazı Kaplıcası : 40 lt/sn. debiye
sahiptir. 60 derece sıcaklıktadır. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt.olarak
kabul edilen kaplıca, günde 12.000 kişiye hizmet verebilecek kapasitedir.
Bunların % 75’i tesislerde konaklayacağı varsayımla, en az 300 nitelikli
yatağa ihtiyaç duyulacaktır. Geri kalan, günübirlik kullanıma ayrılmıştır.
Fiziko-kimyasal ile bakteriyolojik analizleri yapılmış, sağlık yönünden çok
yararlı olduğu görülmüştür. Mide, bağırsak, karaciğer, özellikle kronik
dejeneratif romatizmal hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir.
Bakanlığımızca “ Termal Turizm Merkezi” olarak değerlendirilmesine yönelik
talep edilen 1.298.542 m2.orman alanının Çevre ve Orman Bakanlığı’nın
22.06.2004 tarih ve 262 sayılı olurları Kültür ve Turizm Bakanlığı adına 49
yıl süre ile tahsis edilmesi uygun görülmüştür.
Hamamboğazı termal alanında çift yataklı 26 adet bungalov tipi ev, 1 adet
yüzme havuzu , 3 adet kaplıca, 1 adet idare birimi, 1 restoran, 1 sağlık
odası ve 2 katlı 1 adet yüzme havuzu bulunmaktadır.
Ormanlık alan 1.298.542 m2, ziraat şahısları, iskan yol, ve boş alan 988.652
m2. olup, tamamı 2.287.194 m2.dir.
1/1000 ile 1/5000 ölçekli halihazır haritası yaptırılmıştır. İmar planına
esas olmak üzere, Jeolojik-Jeoteknik etüdü yapılarak rapor haline
getirilmesi için ihalesi yapılmış olup, süreç devam etmektedir.
Örencik Kaplıcası : 14 lt.sn. debiye sahiptir.
38 derece sıcaklıktadır. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt.olarak kabul
edilirse, kaplıca, kaplıca günde 750 kişiye hizmet verebilecek kapasiteye
sahiptir.
İl özel İdare Müdürlüğünce 52 vila tipi konaklama yerleri yaptırılmıştır.
Ayrıca iki tane bay-bayan Türk hamamları bulunmaktadır.
Emirfakılı Kaplıcası : İl bazında önemli bir
kaplıca olup, özel kişi mülkiyetindedir. 1976’dan bu yana halka hizmet
vermektedir. 6 lt/sn. debiye sahiptir. 36 derece sıcaklıktadır. 1985’de
analizi yapılmıştır. Sağlık açısından yararlı bir kaplıca olduğu
belirlenmiştir.
Aksaz Kaplıcası : Kaplıca gerek kapasitesi,
gerekse doğal çevresi ile olan kaynak bütünlüğünü göz önünde
bulundurulduğunda il bazında önemli bir kaynaktır. 4 lt/sn. debiye sahiptir.
1994 yılında Ulubey Belediyesi ve dönemin turizm Bakanlığınca sondaj
çalışmaları yapılmış, finansman yetersizliği ve suyun kaçması endişesiyle
çalışmalara ara verilmiştir.Roma dönemine ait hamam kalıntıları ortaya
çıkarılmıştır.
Mesire Yerleri
Atatürk Parkı : Uşak’ta bulunan park 85.000 m2.lik
alana yayılmıştır. Park bünyesinde lunapark, gezinti alanları bulunmaktadır.
5000 metrekarelik bir alanda müze olması bir kültür sitesinin yapılması
planlanmaktadır.
Çokkozlar Piknik Alanı : Uşak’ın kuzeyinde
bulunan Belediye mülkiyetindeki alan, yaklaşık 10.000 m2.dir. 70.000 m2.ye
genişletilebilecek olan spor alanı olarak değerlendirilebilir.
Sivaslı Evrenli Parkı : İlimiz,Sivaslı ilçesinde bulunan ve merkez ilçeye 1
km. uzaklıkta bulunan parke asfalt yolla bir yolla ulaşılmaktadır. Dağın
eteklerinde bulunan parkta, kısmen doğal ağaçlık, kısmen de çam
ağaçlandırılması yapılmış alanlar vardır. Piknik alanı olarak
düzenlenmiştir.
Banaz Evrendede Mesire Yeri : Uşak-Ankara
karayolundan ayrılan asfalt bir yolla, çam ormanları içerisinden
ulaşılmaktadır. Alanda Orman Bakanlığı’nın tesisleri bekçi evi, açık yüzme
havuzu bulunmaktadır. Mesire yerinin alt alt yapısı tamamlanmış, çevre
düzenlemesi yapılmıştır.
Hamamboğazı Piknik Alanı : Uşak-Ankara yolu üzerinde, hamamboğazı
kaplıcalarından yaklaşık 1 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Piknik alanı olarak
düzenlenmiştir.
Ulubey Çamlığı : Ulubey kent girişinden 500 m.
önce kanyona açılan bir alandır. 80.000 m2.lik alan 1969 yılında Belediye
tarafından tesis edilmiştir. Mülkiyeti Belediye’ye aittir. Alanda 100
m2.civarında bir kafetaryatdan başka herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.
Çamlık alanından vadi tabanına inen merdivenler bulunmaktadır.
Avgan Su Deposu : Ulubey-Karahallı yolu
üzerinde 5 km.dedir. Avgan belediyesine ait su depolarının bulunduğu alan
mesire yeri olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, ilimizde orman ağaçlandırma
çalışmaları devam etmektedir.
Bunlardan, başka Ulubey-Karahallı yolu girişinde (965 ha.) Azıtepe Orman
Ağaçlandırması, Uşak-İzmir çıkışında (280 ha) Gençlik Ormanı
Organize Sanayi çevresinde Güre ve izci ağaçlandırma sahaları gibi, yerel
halka açık mesire yerleri bulunmaktadır.
Kanyonlar
Uşak ilinin güney ve güneybatı kesiminde, jeolojik yapının özelliğinden
dolayı oluşmuş kanyonlar bulunmaktadır.
Ulubey ilçesinde, sırtlarda bulunan Belediye, Uşak-Karahallı yolu’nun
doğusunda bulunan Kazancı deresinin ve Banaz Çay’ının oluşturduğu
kanyonların toplam uzunluğu 75 km.ye ulaşmaktadır.
Ulubey Belediye’si, İller Bankası vasıtasıyla peyzaj çalışmaları
yaptırmıştır. Vadinin sırtlarında düzenleme ve doğal yapıyı bozmayacak
günübirlik tesisler yapılması düşünülmektedir. Sırtlarda bulunan Belediye’ye
ait çamlığı bağlayan bir merdiven bulunmaktadır.

Ulubey Kanyonu
Kaynak bütünlüğü görülebilen bir başka yer ise, Blaundus Kentidir.
Kent, kanyona açılan hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur.
Kanyonları oluşturan Kazancı Deresi ve Banaz Çayı’nda, Uşak atıksuyu
dolayısıyla kirlenme görülmektedir. Deri Organize Sanayi ve arıtma
tesislerinin kullanılmaya başlanmasıyla kirlilik ortadan
kaldırılabilecektir.
Anıt Ağaç
İlimiz,Banaz İlçesi, Bahadır Köyü Tepedelen mevkiinde bulunan çam ağacının;
Boyu : 11 m.
Çapı : 3.05 m.
Çevresi : 9.60 m.
Rakım : 1.870 m.
Yaşı : 500-1000 yıl arası
Kapladığı alan : 380 m2.dir.
Yedi kişinin kollarıyla ancak sarabildiği “ Çam Ağacı” Orman Bakanlığı
tarafından “ Anıt Ağaç” tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır.
Gerçekten görülmeye değer nadide tabiat değerlerinden birisidir.
SPORTİF TURİZM FAALİYETLERİ
Cirit Sporu : ata sporlarımızdan olan Atlı Cirit sporunu örf, adet ve
geleneklerimize uygun olarak yaptırmak, spor disiplinine sahip sağlıklı
nesillerin yetişmesine yardımcı olmaktır.
İlimizde her yııl Nisan ayında Türkiye genelinde müsabakalar
düzenlenmektedir.
Cirit sporu, ekipler arasında sahada karşılıklı olarak yerlerini alırlar,
hakem oyunu başlatır, bir oyuncu çıkarak ekibe giderek ve ekibe en az on
(10) metre mesafeden ciritini atar, atını geri döndürerek süratle kendi
kendine döner. Ciritini atan oyuncu rakip olmuştur. Karşı ekipten bir oyuncu
çıkarak rakibini kovalar ve yine en az on ( 10) metre yükseklikten ciritini
atarak, rakip oyuncuya vurmak ister. Ciritini atan oyuncu geri dönerek
süratle yerine döner.
Rakibine cirit vuran veya vurma pozisyonuna girerek ciritini atmayıp,
bağışlayan, rakip oyuncunun attğı ciriti eliyle yakalayan sporcuya puan
verilir. On metreden az mesafeden cirit atan, ata cirit vuran karşı ekibin
içerisine giren, oyun sahasının dışına çıkan oyuncuya da ceza puanı verilir.
Atlı cirit sporu çeviklik, ata binmede ustalık ve zeka isteyen çok yönlü bir
spordur. Bu spor da atla binicisi birbirini tamamlar. Hiçbir atlı spor
dalında atla binicisi kadar bütünleşmemiştir.
Geliştirilmesi Öngörülen Turizm Kaynakları
1- Turistik açıdan tarihi ve kültürel özelliğe sahip merkezlere etkin ve
sürekli bir ulaşım sağlanmalı ve örenyerlerimize çevre düzenlemesi
yapılırsa, turistik açıdan çok yararlı olacağı kanısındayız.
2- İlin kuzeyinde bulunan Muratdağı rekreasyon ve dağ yürüyüşleri için
elverişli bir alandır.
3- Ulubey ilçesinde bulunan kanyonlar, doğal çevre ve diğer kaynaklarla olan
ilişkileri nedeniyle doğa yürüyüşlerinin ve atla yapılacak gezintilerin
gerçekleştirilebileceği alanlardır.
4- Yöremizde oynanan cirit sporu geliştirilecek başlıca sportif
faaliyetlerden
5- İl’deki kentsel yerleşmelerin yakınında bulunan mesire yerleri, il
ölçeğinde ve kentler ölçeğinde geliştirilebilecek kaynaklardır. Her kentin
çevresinde, kent için, bu nitelikteki alanların üretilmesi ile turizme
kazandırılabilir.
6- Son Osmanlı döneminin izlerini taşıyan uşak kenti sivil mimari örnekleri,
dini yapılar, hanlar ve hamamlardan oluşmuş tarihi doku, kent merkezi ile
yapılacak projeler sonucunda il turizminin gelişmesinde işlev kazanacak
niteliktedir.
7- ilimiz, Banaz İlçesi, Bahadır köyü, tepedelen mevkiinde bulunan tarihi
“Anıt Ağaç “ görülmeye değer nadide tabiat varlıklarından birisidir.
8- Turizm açısından gerekli görülen kültür varlıklarının özelikle ,tarihi
“Uşak Evleri’nin
restorasyonunun yapılarak bulundukları alan içerisinde ev pansiyonculuğu
olarak değerlendirilebilir. |